
Özel güvenlik hizmetlerinin temel amacı; görev yapılan alanın güvenliğini sağlamak, riskleri önceden tespit etmek ve meydana gelebilecek olumsuzluklara zamanında müdahale etmektir. Bu kapsamda devriye görevi, sahadaki en kritik uygulamalardan biri olarak öne çıkmaktadır. Devriye faaliyetleri sayesinde güvenlik görevlileri; fiziksel ortamı gözlemleyerek şüpheli durumları fark edebilir, teknik arızaları tespit edebilir ve caydırıcı bir güvenlik varlığı oluşturabilir. Ancak son yıllarda yaygın olarak kullanılan devriye tur kontrol sistemleri (devriye tur kalemleri), bu görevin amacına hizmet etmekten ziyade uygulama biçimi nedeniyle farklı bir sorunu da beraberinde getirmektedir.
Devriye tur kalemi sistemi, güvenlik görevlisinin belirlenen noktalara zamanında gidip gitmediğini denetlemek amacıyla kullanılmaktadır. Görevli, belirlenen kontrol noktalarına yerleştirilmiş RFID veya manyetik etiketleri tur kalemi ile okutarak devriyesini tamamladığını kayıt altına alır. İlk bakışta bu sistem; denetim, kayıt ve disiplin açısından faydalı bir uygulama gibi görünmektedir. Ancak uygulamanın sahadaki etkileri incelendiğinde, güvenlik görevlisinin dikkatini asıl görevinden uzaklaştırdığı açıkça görülmektedir.
Devriye görevini yerine getiren özel güvenlik görevlisinin temel sorumluluğu; bulunduğu çevreyi dikkatle gözlemlemek, olağan dışı durumları fark etmek ve güvenlik risklerini önceden tespit etmektir. Oysa devriye tur kalemi kullanan bir görevli, çoğu zaman dikkatini çevresel tehditlere değil, devriye noktalarını kaçırmamaya odaklamaktadır. Görevli için öncelikli hedef; herhangi bir risk unsurunu tespit etmek değil, sistemde eksik nokta bırakmamaktır. Bu durum, devriyenin bir güvenlik faaliyeti olmaktan çıkıp, adeta bir “nokta tamamlama görevine” dönüşmesine neden olmaktadır.
Daha da önemlisi, bu sistemin uzun süreli kullanımı güvenlik görevlisinin görev algısında ciddi bir zihinsel dönüşüme yol açabilmektedir. Sürekli olarak performansının yalnızca okuttuğu noktalar üzerinden ölçülmesi, görevlinin zamanla asıl sorumluluğunun çevreyi gözlemlemek ve güvenliği sağlamak olduğu gerçeğini ikinci plana atmasına neden olur. Bir süre sonra görevli, güvenlik sağlama misyonunu değil; belirlenen kontrol noktalarını eksiksiz şekilde okutmayı asli görevi olarak görmeye başlar. Bu durum, güvenlik görevlisini psikolojik olarak “çevreyi kontrol eden bir güvenlik personeli” kimliğinden uzaklaştırarak, “noktaları kontrol eden bir sistem operatörü” rolüne sokmaktadır.
Özellikle büyük ve karmaşık alanlarda görev yapan güvenlik personeli, belirlenen süre içerisinde tüm kontrol noktalarına ulaşma baskısı altında hareket etmektedir. Bu zaman baskısı, görevlinin çevreyi detaylı şekilde incelemesini engelleyebilmekte; hatta bazı durumlarda görevlinin devriye güzergâhını hızla tamamlamak adına çevresel kontrolleri yüzeysel şekilde yapmasına yol açmaktadır. Şüpheli bir durumu incelemek için duraklamak yerine, tur süresini aksatmamak adına hareket edilmesi, potansiyel güvenlik ihlallerinin gözden kaçmasına neden olabilmektedir.
Sonuç olarak devriye tur kalemi sistemleri, doğru planlanmadığı ve uygulama öncelikleri iyi belirlenmediği takdirde, güvenliği artırmak yerine güvenlik görevlisinin dikkatini dağıtan ve görev bilincini zayıflatan bir unsura dönüşebilmektedir. Özel güvenlik hizmetlerinde asıl hedefin; kontrol noktalarını değil, kontrol edilen çevreyi güvenli hale getirmek olduğu unutulmamalıdır. Teknolojik denetim araçları, güvenlik görevlisinin dikkatini çevreye yönlendirecek şekilde destekleyici olmalı; onu yalnızca bir kayıt operatörüne dönüştürmemelidir. Bu nedenle devriye sistemlerinin yeniden değerlendirilmesi, saha gerçeklerine uygun biçimde revize edilmesi büyük önem taşımaktadır.
Kemal MENGÜBETİ
Özel Güvenlik Merkezi Özel Güvenlik Eğitim Haber İş İlanları Medya
